Köy İçerinde Seks

Merhabalar, ben Mertcan. Anıma başlarken kendimi Tanım edeyim biraz. 1,55 santimetre boy, 67 kilogram, yeşil gözlü, dalgalı kahverengi saçlı, 40 yaşında bir mimarım. Eşimi ikiz kızlarımı doğururken kaybettiğimden beri, 15 senedir bir daha da evlenmedim. İşlerim gereği ülke çapında tanınan, çok sık yolcu eden, Şen, sosyal, çevresi tarafından çok sevilen birisiyim. Hanım arkadaşlarım çok seksi, çapkın, karşı konulmaz, centilmen ve şeytan tüyü sahibi olduğumu, bey arkadaşlarım da ‘Zevk pezevengi’ olduğumu söylerler.

Dünyayı ve ülkeyi baştanbaşa gezmekten, değişiklik kültürleri tanımaktan Ötürü Aş ve içki kültürüm çok gelişmiştir. Tabi bunun yanında iyi giyinmeyi, nitelikli yaşamayı da Ayrı olarak severim. İş hayatıma 17 yaşımda İstanbul’a Mimarlık okumaya geldiğimde başladım ve o gün bu gün 23 senedir piyasa da çok şey kazandım. Kızlarım eğitimini İngiltere’de Hususi bir okulda sürdürüyorlar. Ora da tatil düzeni ayrımlı olduğundan ve benim de sıkça seyahatlerimden Ötürü en iyi ihtimalle ayda 2 kere görüşebiliyoruz.

İş merkezim İstanbul’daydı. Ta ki 5 Sene Evvel İzmir’de 5 yıldızlı bir Otelin ince işleri ve dekorasyonunu alana kadar. İş bir Sene sürecek kadar büyük olunca İzmir’e geçici bir Büro açmak istedim. Askerliğimizi beraber yaptığımız Emre arkadaşım İzmir’de Emlak Ofisi sahibi olduğu için Derhal aradım. Bana Alsancak’da en üst kat ve mümkünse terası olan bir Büro ile Sahil hanelerinde bir Villa bulmasını rica edip, 3 gün sona İzmir’de olacağımı söyledim. 3 günde elemanlarımı, kalan işlerimi, mobilya ve mermer atölyelerimi organize edip uçağa atladım. Havaalanında beni Emre’nin şoförü karşıladı. VIP bir minibüs ile Emre nin ofise geçtik.

Ofise girerken Ayça ile kapıda karşılaştık. Ayça Emre’nin eşi. (Ayça da benimle özdeş okulda Peyzaj Mimarlığı okurken tanışmış, bir müddet Flört etmiş, çok hoş bir seks hayatı paylaşmıştık. sonrasın da o Kanada’ya mastır yapmaya gitmiş, ben rahmetli eşimle tanışmıştım. Benim düğünüme Emre ve Ayça da gelmişti. Ayça Ayrı olarak eşimin de arkadaşıydı. Düğünde Emre ve Ayça şahitlerimiz olduktan sonra kaynaşmışlar ve 2 Sene sonra da onlar evlenmişti.) Kapıdan içeriye sarmaş dolaş girdik Ayça ile. Emre’nin odasına geçtiğimizde kanka ile sarmaş dolaş olup 6 aydır görüşmemiş olmanın etkisiyle şakalaşıyor, özlem gideriyorduk. (Emre benim Ayça ile ilişkimi biliyordu. Askerdeyken de Emre ile yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmediği gibi, bütün taburun lojmanlarında tadına bakmadık kimseyi bırakmamıştık da. Bazen Küme yaptığımızda tuhaf ritim tutturur, muhteşem zevkler alırdık. Tabi bizimle olan Hanımlar da öyle.)

10-15 dakika sonra Emre ye bana bir şeyler bulup bulamadığını sordum. O da, “Didem sana Muavin olacak üstat.” diye konuştu. “Didem kim?” diye soruyordum ki, arkamdan bir ses, “Benim.” deyiverdi. Geçip karşıma oturan 22-23 yaşlarında, 1.70 boylarında, çıtı pıtı, mavi gözlü, esmer bir bomba, “Nasılsınız savaş Bey?” diyerek konuya girdi. Kısa bir şaşkınlıkla elini sıkarken gözlerimi de üzerinden ayıramıyordum. Didem bir iki alternatif bulduğunu, beni gezdirip karar vermemi sağlayacağını söyledi. “Vakit kaybetmeyelim…” dedim. Ayça, “Bu akşam seni bize yemeğe bekliyoruz, sakın bahane bulma!” diye konuştu. “Peki!” diyerek ayrıldık. Arabada Didem TV’ye bir tanıtım CD’si koyarak gideceğimiz Ofisler ve Villalar ile alakadar görsel sunum yapmaya başladı. Kısa bir müddet içerisinde ilk gösterdiği Ofise “Gidelim, kötü görünmüyor!” dedim. 10 dakika sonra araçtan indik ve 7 katlı binanın asansörüne bindik.

Ofisin kapısını Didem açarken, Biricik parça Şile Bezi ak elbisesinin içerisinden sütun gibi bacakları ve biçimli yuvarlak kalçaları kapıdan sızan gün ışığı ile ortaya çıkmış ve ben bu manzaraya takılmıştım. Didem de kendisine baktığımı ve incelediğimi görüyor, fakat resmiyeti de bozmuyordu. Ofisi çok beğendim. Kısa bir iki ölçüm yaparak kafamda nasıl ve ne ile yerleştireceğime de karar vermiştim. Didem de kaçamak gözlerle beni izliyor ve takip ediyordu. “Tamam Didem, tutalım burayı!” dedim. Kapıdan çıkarken Didem’in ayağı pervaza takıldı ve sendeledi. “Off!” diyerek Keder belirtti. “Aman!” diyerek düşmesine Mani oldum. “Birşeyim yok.” diyordu fakat, eğilip baktığımda orta parmağının kızardığını gördüm. Ayakkabısını çıkardım ve parmağının kırılıp kırılmadığını Denetim ettim. yalnızca vurmanın etkisi ile canı yanıyordu. Aşağıya indiğimizde o arabaya yöneldi, ben ise köşedeki Eczaneyi ayrım edip oraya yöneldim ve “Beni biraz bekleyin.” dedim. Döndüğümde elimdeki kremi görünce çok şaşırdı. yeğni masaj yaparak kremi parmaklarına ve bileğine yedirdim. Didem bir yandan bana bakıyor, bir yandan da, “Lütfen savaş Bey siz zahmet etmeyin.” diyordu.

Aynı vakitte vasıta bizi tutmayı düşündüğümüz Villaya götürdü. Emniyet bizi içeri alırken ben araçtan inip yürüyerek gelmek istediğimi söyledim. Didem bana eşlik etmek istedi, fakat “Siz arabayla gidin, ben sizi bulurum.” deyip engelledim. Site 8 Villalı, denize sıfır, birbirinden peyzaj ile bölünmüş, çok lüks bir konumdaydı. Didem araçtan inmiş beni beklerken ben de gezerek yanına gittim. “Site hoş, Villanın içi de güzelse bu Amel tamam!” diyerek, kapıyı açmasını istedim. İçeri girdiğimizde 6 odalı, geniş salonlu, her odasının banyolu olduğunu, sauna, havuz, şarap mahzeni, müştemilat olduğunu da öğrendim. İkinci sert da hızlıca gezip, “Tamam Didem, burayı da tutalım!” dedim. “Hayret!” diye konuştu Aniden. “Neden böyle söyledin?” deyince, “Emre Bey sizin zor beğenen, jüri, titiz olduğunuzu söylemişti, fakat aksine kararlı, ne istediğini bilen birisiniz, bu yüzden şaşırdım.” diye konuştu.

Ben de gülümseyerek, “Başka birşeyler de söyledi mi?” dedim. “Evet, çok çapkın olduğunuzu, özdeş vakit da kadınların sana karşı koyamadığını falanda söyledi.” diye konuştu. “Peki, sen ne düşünüyorsun?” dedim. “Çapkınlığınızı bilemem fakat ben yakışıksız bir şey sezmedim.” diye konuştu. Ben de, gerçekte iyi çalışarak benim beğeneceğim yeri tam isabetli seçtiğini, işini iyi yaptığını söyleyerek ona kompliman yaptım. Villanın mahzenine dik ve dar bir merdiven sistemi ile iniliyordu. harbiden profesyonelce yapılmış, taşından harcına, ahşabından metaline kadar nitelikli malzeme kullanılmıştı. Mahzenden çıkmak için merdivenlere yöneldiğimizde, Didem önde ben arkada, bacaklarına ve biçimli, yuvarlak hatlı vücuduna bakarak ilerliyorduk ki, Didem dengesini kaybetti. Derhal belinden tuttum ve devrilmesini engelledim. Didem, “Çok pardon savaş Bey, bugün sakarlığım üzerimde.” dediyse de ben, “Yorgunluktandır falan…” diyerek geçiştirdim.

Emre’nin Ofise dönmek için araca binerken telefonum çaldı. Arayan asistanım Aslı idi. Ben telefonda, “Merhaba canım, tamam hayatım, iyi düşünmüşsün tatlım…” diye Aslı’ya hitap ettikçe Didemin gözler bana dikilmiş, meraktan delirir bir şekilde beni izliyordu. Telefonu kapattığımda, “Eşiniz mi?” diye sordu Didem. “Evli değilim.” dedim. “O vakit hatun arkadaşınız herhalde?” diye konuştu. “Hayır hatun arkadaşım da yok.” dedim. “Peki kiminle bu kadar İçten konuşuyorsunuz ki?” diye escort izmit konuştu. Ben de, “Asistanım.” dedim. Didem biraz tebessümle komplike, “Asistanınızla çok yakınsınız sanırım?” diye imalı imalı konuştu. Ben de, “Evet, ismi Aslı ve inan dediğin gibi çok yakınız.” dedim. “Çapkın olduğunuzu zati söylemişlerdi, şaşırmamak lazım.” diye konuştu Didem. Ben ise, “Aslı Asistanım fakat, özdeş vakit da da yeğenim.” dedim. Şaşıran Didem nasıl özür dileyeceğini şaşırıp mahçup oldu.

Emre’nin yanına vardığımızda olanı anlattım ve Lüzumlu işlemlerin yapılması için Aslı’yı aramalarını ve onunla resmi işleri çözmelerini istedim. Didem’e çok teşekkür ederek, Emre’den destur istedim ve akşam buluşmak üzere ayrıldık. tayyare yolculuğu ve Emlak bulma işi beni yormuştu. fakat aklım da Didem’de kalmıştı.

Otelime vardığım da duş alarak yatağa uzandım ve Derhal Ayça’yı aradım. Emelim akşam yemeğine Didem’i de çağırması yönündeydi. fakat Ayça, “Bırak şimdi Didem’i, seninle tanışmak için yanıp tutuşan genç bir meslektaşın Mevcut, özdeş vakit da benim de kuzenim!” diye konuştu. “Ayça yapma ne olur, başka zaman…” filan desem de söz dinletemedim. Bir iki saat odamda dinlendikten sonra, keten takımlarımı giyerek lobiye inmiştim ki, şoförün beni kapıda beklediğini gördüm. 10 dakika sonra Emre’nin Villasına varmıştık. Onların evi de Sahil hanelerinde fakat bana 2 sokak uzaktaydı. (Bu arada, Emre’nin babası İzmir’in sayılı eşraflarındandır.)

Ayça ve Emre beni Esra ile tanıştırdılar. 24-25 yaşlarında, 1.70 den uzun duran, ince hatlı, uzun kumral saçlı bir kızdı Esra. Emre havuz başına çağrı etti. Aş öncesi konuşurken bir yandan da Bourboun yudumluyorduk. “Üstat geçen gelişinde getirdiğin Maker’s Mark Bourboun bu, hatırladın mı?” diye konuştu Emre. “Evet, bu Bourboun’u alabilmek için 3 saat Dizi beklemiştim, Manhattan ayazında, onu hatırladım şimdi…” dedim, gülüştük.

Ayça bana dönerek, “Cenk, kuzenim Esra da bizim okuldan mezun oldu, Fransa’da da master yaptı, bir senedir beraber benimle çalışıyor. Özel tasarım mobilya ile alakadar uzmanlaştı…” diyerek Esra’nın kim olduğunu anlattı. Esra çok alımlı, doğuştan şuh, tam manasıyla erkeklerin başını döndürecek şekilde oturan, kalkan, konuşan bir kızdı. Beni 5 senedir basından takip ettiğini, çalışmalarımı hayranlıkla izlediğini filan anlattı. Artık masaya geçmiştik, mezeler, salata, Kalamar, Ahtapot tam istediğim gibi hazırlanmış bizi bekliyordu. Emre, “Üstat şarabı sen seçersin, benimle dalga geçmeyesin diye sana bıraktım o işi.” diye konuştu. “Estafurullah dostum.” dedim. “Gel mahzenden seçelim, hem de koleksiyonumu bir görürsün.” diye konuştu.

Mahzene indiğimizde, “Günün nasıl geçti?” diye sordu. “Çok güzeldi, Didem de çok hoş bir hatun, keşke bu akşam o da olsaydı.” dediğimde, “Oğlum abes ver şimdi Didem’i, Esra sana resmen aşık, bu akşam biraz ilgilensen Derhal yatağına girecek durumda!” diye konuştu. “Yahu Ayça ne der?” diyordum ki, Emre güldü, “Ayça daha geçen gün geleceğini duyduğunda bunu planladı, her şey Amade yani!” diye konuştu. “Balık olarak ne Mevcut?” diye sordum. Dülger balığı ve Kocaman Barbun olduğunu öğrenince, ak şarap seçmek istedim. Aynı vakitte Emre, “Çok şanslısın üstat, Esra’ya ben de asılıyorum, fakat bir türlü yatağa atamadım! hem de geçen hafta Ayça, Esra ve ben tekne ile Çeşme’den Yunan Adaları yapalım diye bir haftalığına çıktık, Ayça da Esra’yı aramıza almamıza olur verdi fakat, Esra bize katılmadı. fakat bu gece seninle olmak için yanıp tutuşurken, bakarsın gecenin nihayetinde beraber olabiliriz!” diye konuştu.

Ayça ve Emre’nin çocukları olmuyordu. Mesele sanırım Ayça’da olduğundan ve Emre’nin ailesi de çocuk istediğinden bu konu Mesele oluyor, fakat idare ediyorlardı. “Bakarız dostum. Biliyorsun sipariş seks beni bozar, gecenin ilerleyen saatlerinde ortama göre davranırız.” dedim. Şarabı seçip yukarı çıkarken merdivenlerde Emre lafa girdi, “Ayça geçen gece senin ismini sayıklıyordu rüyasında üstat.” diye konuştu. Ben de, “Dostum kıskandın diyeceğim fakat, senin böyle bir huyun olmadığını biliyorum, siz evlendiğinizden beri belki 4-5 Defa beraber olduk zati sen, Ayça, ben ve başka kızlarla. Mesele nedir?” dedim.

“Yok üstat Mesele değil, biraz Ayça’ya da Alaka gösterirsen, ben de Esra’yı sikebilirim diye ümit ediyorum ve hem de bakarsın bir çocuk yaparız diye de düşünüyorum.” deyiverdi. “Anlaşıldı dostum dedim, senin tezgâh belli oldu, yaparız bir kıyak!” dedim. Didem’in bey dostu olup olmadığını sordum, “Vardı ayrıldılar. Korkma ben Didem’i zati sikiyorum, Dizi sana de gelir. Hem onun gece hayatı ve arkadaşları da hızlıdır, sana çok kapı açar!” diye konuştu.

Masaya oturduk, şarabı ben servis ettim. Esra bir yandan atıştırırken bir yandan da Vatan içi Vatan dışı yaptığım işeri takip ettiğini belli edercesine sualler soruyor, İzmir’de yapacağım ünlü otel dolayısıyla İzmir’li mimarların beni kıskandığını, haset ettiklerini filan anlatıyordu. Ben de Ayça ve Esra ya bu proje de beraber çalışmayı önerdim. Nasılsa birilerine ihtiyacım olacaktı. Sevinerek kabul ettiler. “Detayları daha sonraya bırakalım, Amel konuşmayalım.” dedim. Gece yarısına kadar daha önceki günlerden, Ayça ile benim sevi maceralarımdan, Emre ile tanışmalarından filan bahsederek vakit geçirdik. Ben deniz kenarına Kamelya’ya gitmeyi önerdim. Masadan kalkarken Esra’ya kolumu uzattım ve koluma girdi. Bana yaslanarak yürüyorduk. Bir yandan da Esra ile samimileşmiş, Hususi konulara girmeye başlamıştık. Esra Aleni açık beni çok beğendiğini belli ediyordu.

Kamelya’ya yayıldık, dolunaya yakın bir ay, rüzgârsız ve Aleni bir gece de sohbet ediyorduk. Esra bana iyice sokulmuş yeğni hafif kolumu okşayarak sohbete katılıyordu. Ayça Emre’ye sırtını yaslayıp, bacaklarının arasına girmiş şekilde oturuyordu. Emre, “Şaraba sürek edelim mi, yoksa daha sert bir şeyler mi içeriz?” diye sordu. Ben, “Hanımlar karar versin.” dedim. Esra, “Şaraba sürek edelim.” diye konuştu, Ayça da onayladı. “Peki, ben mahzende gördüğüm siyah Moldova şaraplarından alıp geleyim.” dedim.

Emre, “Üstat hizmetlileri dinlenmeye gönderdim, mahzenin anahtarı ve bardak için ben de geleyim.” diye konuştu. Ayça ise, “Sen dur, ben hem onları verir hem de üzerimize şal alırım, ben gideyim.” diye konuştu. Ayça ile beraber Villaya doğru yürümeye başladık. Bana yolda, Esra’yı nasıl bulduğumu sordu. “Hoş ve kültürlü bir hatun.” dedim. “Çıkmayı düşünürmüsün?” diye konuştu, “Ayça beni biliyorsun, ben birileri ile Daimi bir ilişki yaşamam, fakat arkadaşlık edebiliriz. şayet Esra aklına bu tür bir beraberlik getirmiyorsa, bana uyar.” dedim. O da aynen benim dediğim gibi olduğunu söyleyerek beni onayladı. “Sen nasılsın?” dedim Ayça ya, o da Emre nin ve ailesinin çocuk ısrarı dış gayet iyi olduklarını söyledi. “Sorun kimde, Veyahut nedir?” diye sordum. Ayça, “Bende…” diye konuştu. “Neyin varmış senin?” diye sorduğumda, Gebe kalabildiğini, fakat gebeliğinin ilk 3 ayında düşük yaşayıp bebekleri düşürdüğünü söyledi.

Mutfağa girdiğimizde boynuma sarılıp ağlamaya başladı. “Ne yapayım ben savaş, bana yol göster!” diye konuştu. Ben de, “Düşünürüz bir yolunu… Esra senin kuzenin, sizin için bir bebek doğurmayı kabul eder mi?” diye sordum. “Biz bunu Esra ile konuştuk, o olur diye konuştu fakat, bebeği benim doğurduğumu nasıl ayarlayıp bizimkilere yutturacağız, onu bilemedik.” diye konuştu. Ben de, “Hamile kalınca hekim tavsiyesi ile Vatan dışında bir merkez de depo doğum sürecini geçireceğini anlatırız ailene, orada rahatsız edilmeden Esra doğumu yapar, siz bebeği alır gelirsiniz.” dedim.

Gözleri ışıldadı ve dudaklarıma yapışıp uzun uzun beni öptü. “Kızım dur, zati fasıla ara aklıma geliyorsun, sikim kazık gibi oluyor, şimdi sırası değil!” dedim. “Bana ne, umurumda değil!” diye konuştu. yeğni hafif ayakta sevişiyorduk. Ben Ayça’nın kulağına, “Bu gece tam sırası, istersen dördümüz birarada bu işi planlarız.” dedim. Ayça, “Sanırım Esra Gebe kalamaz bu günlerde, bu yüzden adeti Yepyeni bitti, biliyorum.” diye konuştu. “Olsun, başlangıç olur.” dedim.

Ayça yukarı şal almaya çıktı, ben mahzenin anahtarını aldım aşağıya indim. fakat mahzenin kapısı açıktı. İçeriden de inlemeler geliyordu. Kafamı uzattığımda baktım ki, Emre’nin şoförü, bize yemekte servis yapan Ukraynalı hizmetçi kızı kanırta kanırta sikiyor. Hiç istifimi bozmadan yanlarına gittim. “Rahatsız olmayın.” diyerek alacağım şarapları alıp kapıya yöneldim. Şoför peşimden koşup, “Beyim ne olur affedin, hem evliyim, hem de Emre bey beni kovar, işsiz kalırım, bu malikânede ben, karım, Üniversite’de okuyan kızım, bahçe işlerine bakan oğlum ve gelinim, beraber çalışıyoruz.” diye yalvarmaya başladı. “Rahat ol Remzi Efendi, benim ağzımdan bir şey çıkmaz, fakat sizler de daha dikkatli ol!” dedim. Toparlanan hizmetçi hatun da yarım yamalak Rusçasıyla özür dileyip bizi beklemeden sıvıştı.

Ben yukarı çıktım Ayça’ya seslendim, fakat yanıt alamadım. Yukarı kata çıktım, bir odadan Fer geliyordu. Kapıdan tam girecektim ki Aslı’da çıkmaya çalışırken çarpıştık. Bana sarıldı ve “Hadi inelim, vakit kaybetmeyelim.” diye konuştu. Merdivenlerden inerken Daimi kalçalarını sıkıştırıp arada da izmit escort bayan öpüyordum. Sarmaş dolaş sahile inerken Daimi şakalaşıyorduk. Esra ve Emre, “Nerede kaldınız yahu?” dediler. Baktım, Emre Esra’nın yanına uzanmış, fakat Esra çok sokulmadan oturuyorlar. Emre ile göz hücre geldik, ona tamam bu Amel der gibi işaret çaktım.

2 saat süresince hem şarapları yuvarladık, hem de benim çapkınlıklarımdan, onların bir iki ayrımlı Tecrübelerinden filan bahsettik. Esra’nın Fransa’da birkaç bey dostu olmuş, fakat çok Hususi bir şeyler yaşamamış, Ayça benimle olan ilişkisinden başlayıp Kanada’da evli bir adamla yaşadığı ilişkiyi, sonrasın da da Emre ile olan evliliğini ve Emre ile bir iki Küme seks tecrübelerini anlattı.

Ayça, “Saat 3 olmuş, ve ben artık üşüdüm.” diyerek içeriye geçmeyi önerdi. Ben Ayça’yı elinden tutup kaldırdım, Esra yeğni kıskançlıkla gözlerimin içine bakarken, ona da elimi uzatıp kaldırdım. Emre bardakları ancak alabildiğinden, ben hatunları sağıma ve soluma alarak Villaya doğru yöneldik. Emre arkadan sesleniyordu, “Üstat hep ballısın sen!” diye. İçeriye geçtiğimizde ben odamı sordum. Ayça, “Yukarıda, soldan ikinci oda.” diye konuştu. “Bana göre bir şeylerin Mevcut mı Emre, şort, boxer her hangi bir şey olur.” dedim. “Var üstat, ben de üstümü değişeyim rahatlayalım, gel benimle.” diye konuştu. Ayça da Esra ile peşimizden geldi.

Ben üstümü değiştirirken telefonum çaldı. Kim bu saat’te derken baktım ki Japonya’da tatilde olan ortağım Tamer arıyor. 10-15 dakika kadar konuştuk, benim bir iki Hususi Gurme Besin isteğim vardı, onun için aramış. Telefon dolayısı ile oyalanınca, acele edip kapıya yöneldiğimde, Esra’yı banyodan Yepyeni çıkmış ıslak saçları ve Yavruağzı renkli bir Babydoll içinde gördüm. “Muhteşem görünüyorsun!” diyerek dudağına bir öpücük kondurdum. “Yemekten beri sana yakınlaşabilmek, yalnız kalabilmek için çırpınıyorum! Aşağıda çok oyalanmayalım ne olur, yukarıya çıkalım.” diye ekledi.

Merdivenden indiğimizde Ayça ve Emre alt alta üst üste sevişiyorlar, gözleri bizi dahi görmüyordu. Esra, “Hadi biz yukarı çıkalım.” derken, biz Emre ve Ayça ile göz hücre geldik. Biz yukarı çıkıyoruz işareti yaptım. Emre başıyla onayladı. Odaya çıkarken, SMS ile Emre’ye “Bir saat sonra sizde yanımıza gelin.” mesaj yolladım.

Odaya girer girmez Esra dudaklarıma yapışıp dilini ağzıma sokarak bana emdire emdire öpüşmeye başladı. Öpüşerek Arka geri yatağa doğru geldik ve yatağa düştük. acele bir hareketle Esra üstündekileri ve benim boxerı çıkardı. Sikime öyle bir yapıştı ki, sanırsınız çok uzun yıllardır yarak yememiş, azgınlıktan ölüyor. Sikimi tam dibine kadar yutuyor, katiyen elini kullanmıyordu. Bunu görünce usulca, “Fransa’da bu işin de master’ını yapmışsın.” dedim güldü. harbiden öpüşmesi de, saksosu da Stil’di.

Birkaç gündür seks yapmadığım için spermlerim full dolu Esra nın ağzına boşalmak için bekledim. Ağzını sikime öğle hoş sokup çıkarıyordu ki, boğazına ve küçük diline değen sikimin başı tuhaf sertleşmiş ve irileşmişti. fazla geçmeden tazzikle ağzına boşaldım. Esra kasılmalarım bitene kadar saksoya sürek edip, ne Mevcut yok hepsini yutup banyoya gitti. Ağzını çalkalayıp geldi, yanıma uzandı. Ben doğrudan Portakal iriliğindeki göğüslerine yumuldum. Göğüs uçları pembe ve çok Kocaman sertti. sanki o göğüslerin tümünü ağzıma sokabiliyordum. Buna bayılırım. Esra da buna bayılıyormuş meğer.

Esra’yı çevirip ben de onun o muhteşem bal kutusu amcığına dilimi değdirmeye başladım. fakat daha yalamıyor, küçük lisan darbeleri ve üflemeler ile onun irkilmesini kasılmasını sağlıyordum. Git gide dilimin tamamını o daracık tertemiz amcığa sokup çıkarmaya başladım. Esra yüksek sesle inlemeye başlamış, altımda yılan gibi kıvranıyordu. Aniden onu Aksi çevirip Çehre üstü yatırdım. Bacaklarının üzerine oturup arkadan o daracık, sıcacık, amber kokulu amcığa Biricik hamlede sikimi soktum. Derin bir “Ohhhhhhhhhşş…” sesi çıktı. bütün ağırlığımı Esra’ya verip, uzun saçlarını havalandırıp ensesini yeğni hafif ısırmaya, kulaklarını tümden ağzıma alıp yalamaya, ritimli bir şekilde de arkadan ağırlığımla beraber sikimin tümünü çıkarıp sonuna kadar sokmaya sürek ettim.

Esra çarşafı elleriyle sıkıyor, yastığı dişliyor, arada da geniş geniş “Ohhhhh…” diye inliyordu. Aniden içinden çıkıp Esra’yı çevirip kendim sırt üstü yattım. Esra oyalanmadan sikime oturdu. fakat ne oturma. Sikimin tümü amına girsin diye bacaklarını ayırıp, taşaklarıma kadar oturup kalkıyordu. Bu müddet de en az 3-4 kere boşalan Esra Aniden sikimden inip domaldı. Ben de arkasına geçip kasıklarına vura vura arkadan Esra’nın o daracık amına girip çıkmaya başladım. Boşalacağımı hisseden Esra, “Sakın çıkarma, korunuyorum! Ah, Ohh, Devam!” diye diye hem beni hem kendisini orgazma ulaştırdı.

Esra ile öylece uzanıp kaldık bir müddet. “Sen nasıl bir erkeksin savaş?” diye diye sikimle oynuyor, kıllı göğsümü okşuyor, memelerini ağzıma veriyor, dilini ağzıma sokup beni yutuyordu. Ben, “Banyoda biraz temizlenelim.” dedim. İkimiz Aniden duşa girdik. Ayak üstü bir birimizi okşayarak temizlendik. Odaya tekrar girdiğimizde, yatakta Ayça’yı, üzerinde bir havlu ile uzanmış gördük. Ben Ayça’nın yanına uzandım. Esra da benim başka yanıma uzandı. Ayça Esra’ya, “Nasıl, dediğim kadar varmıymış tatlım?” diye konuştu. Esra ise, “Fazlası Mevcut kuzen, şimdi senin sebep fasıla Dizi savaş diye sızlandığını anladım!” diyordu. Esra sigara içmek istedi. Ben odada içmemesini, en sevmediğim şey olduğunu söyledim. Ayça da, “Emre de sigara içtiği için aşağıda kaldı, yanına git, için sigaralarınızı!” diye konuştu. Esra sigara alıp aşağıya indi. Ayça bana dönerek, “Seni çok özledim Cenk!” diye konuştu.

Az sonra Ayça’yı kucağıma almış deliler gibi sevişiyorduk. Ben altta, Ayça üstte, 69 pozisyonuna geçtik. Ayça’nın amcığını yalayıp öpmüyor, sanki ısıra ısıra yiyordum. Gözüm Ayça’nın göt deliğine takıldı. Genişlemiş ve kayganlaşmış olduğunu ayrım ettim. Ayça beni yalayıp yutarken, “Emre ile biraz Evvel sanırım anal seks yapmışsınız?” diye sordum. O da, “Yok, Emre anal seks sevmiyor, benim ise biliyorsun eskiden beri hoşuma gider, kendiliğimden gevşiyorum!” diye konuştu. Ayçayı çevirdim, dört ayak domaltıp götünü iyice yalamaya, parmaklamaya başladım. Ayça, “Mmmhhh, bu zevki unutmuşum nerdeyse!” diye kalçalarını sallıyordu.

O pozisyonda kalktım ve Ayça yatakta, ben yere inmiş olarak ayakta Ayça’nın göt deliğini alıştırmaya başladım. Az sonra zorlanmadan başını aldı. Birkaç saniye sonra ıkınarak sikimin tümünü götünde kaybetti. O inliyor, bağırıyor, ben de sert bir şekilde Ayça’nın götüne taşaklarıma kadar sokup, şap şap sikiyordum. Bir müddet sonra baktım, Emre ve Esra içeri girdiler. Esra doğrudan yanıma gelip beni öpmeye başladı. Emre ise Ayça’nın ağzına sikini uzatıp saksoya başlattı.

Ben, “Muhteşemsin Ayça!” diyerek köklemeye sürek ettikçe, Esra kulağıma eğilip, “Bir de benim siyah kutumun tadına bak bakalım, hangisi daha lezzetliymiş!” diyordu. Ayça inleye inleye orgazm oldu. Ben ise boşalmamış olarak kazık gibi sikimle Esra’ya dönüp, onu ayakta Aksi çevirip komidine dayayıp, Gene arkasından amcığına sokmaya başladım. Ayça bana seslenip, “Aşk olsun savaş, o spermleri bu gece ben istiyorum, gel yanıma!” diyor, fakat Esra beni bırakmıyordu. Kendisini geriye doğru yaslayıp, bana, “Boşalacağın vakit çık ve Ayçaya boşal bari, beni yarım bırakma!” diye konuştu.

Esra daha beni fazla tanımadığından, ne kadar uzun süreyle boşalmadan sikebildiğimi bilmeden konuşuyordu. Esra fazla dayanamadı ve yarılırcasına orgazm oldu. Ben Ayça’nın götüne tekrar sokarken, Emre seslenip, “Üstat nasıl bir heyecan bu göt sikmek? Ben bir türlü anlamıyorum!” diye konuştu. Esra da Emre’yi çağırıp, “Gel buraya, kaç gündür beni istediğini biliyorum, Ayça ablama ve Cenk’e yakarış et, yoksa beni rüyanda görürdün!” deyip Emre’ye sakso çekerek onu sertleştirmeye başladı.

Ben 10-15 dakika sonra Ayça’nın götünden çıkarıp amına soktuğum sikimi biraz daha gidip geldikten sona Ayça’nın içine boşalttım. Ayça öyle bir zevkle bana sarılıyor ve sıkıyordu ki, Esra kıskançlıkla Emre’ye daha iyi muamele etmeye başladı, Emre’yi yatağa itip üzerine çıktı. Hızla sikinin üzerine oturup kalkıyor, bir yandan da Ayça ve bana oran yapıyordu. Emre böğüre böğüre Esra’nın içine boşaldı. Esra bu kadar erken boşalan Emre’ye kızıp banyoya girdi. “Yuh be birader 10 dakikada sebep boşalıyorsun?” dedim, “Ne yapayım çok tahrik oldum!” diye konuştu.

Ben banyoya gidip Esra’nın yarım kalan zevkini tamamlamaya karar verdim. Esra lavaboya eğilmiş yüzünü yıkıyorken eğilip biraz Evvel yıkandığı belli olan amcığını ve götünü yalamaya başladım. Biraz sonra kalktım ve musluğu açıp Esra’nın kafasını suyun altına soktum. İyice gevşediğine güvenilir olduğum anda Esra’nın arkasından amına sokup sokup çıkarmaya başladım. Esra’nın kafasından sular süzülüyor, dizleri nerdeyse çözülmeye başlamış, yere yığılıyordu. Klozete oturdum ve Esra’yı Aksi çevirip, duraksız Biricik hamlede götüne soktum. Banamısın demedi. yalnızca kollarımı sıkışından anladığım kadarıyla canı yanmış, fakat belli de etmiyordu. Esra hiç duraklamadan sikime oturup kalkıyor, koca yarağım o daracık göt deliğinde kayboluyordu.

Esra Aniden kalktı ve beni çekerek odaya götürdü. Yatağa uzanırken Ayça ve Emre alt üst olmuş sikişiyorlardı. Esra, anladığım kadarıyla Ayça ablasına (bak göt nasıl verilir diye) oran yapacaktı. Esra harbiden akılalmaz kıvraklıkla götünü oynata oynata beni içine alıyor, ben diplemeye girerken o kalçasını kasıklarıma sertçe ittiriyor ve çıkan ses ile hepimiz tahrik oluyorduk. Esra Aniden Emre’yi çekti ve sikini ağzına aldı. Emre az sonra beni ittirip Esra’nın götüne girdi, “Bakalım nasıl bir şeymiş bu…” diye diye Esra nın götünü sikmeye başladı.

Ayça’nın orgazmı yarım kalmış ve Emre’ye de kızmalı bir tonla bağırıyordu, “Orospu çocuğu, benim götümü sik diye yalvardım oralı olmadın, taze götü görünce sikiyorsun, alacağın olsun!” diye konuştu. Ben Ayça’yı sırt üstü yatırıp bacaklarını omzuma aldım. Belini iki büklüm yapıp bacaklarını kafasına kadar ittirip çok sert bir şekilde Ayça’nın amına girip çıkmaya başladım. Ayça inadına bağırıyor, “Sik beni erkeğim, ilk günlerimizdeki gibi, bağırta bağırta, kanırta kanırta sik!” diyordu. Bunu duyan Esra ve Emre daha da hızlanıp, deliler gibi sikişiyorlardı. Emre hırlaya hırlaya, Esra çığlık çığlığa boşaldılar. Hepimiz perişan bir halde yatağa yığıldık. Uyuyumaya karar verdiğimizde, saat sabah 5 olmuştu…

1 Yorum “Köy İçerinde Seks”

  1. Emre dedi ki:

    Ateşli bayanlar 5076926370

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir